AŞK İMİŞ YAZI DİZİSİ- 3 “KANUNİ VE HÜRREM”

Haziran 2, 2020 0 Yazar: admin
AŞK İMİŞ YAZI DİZİSİ- 3 “KANUNİ VE HÜRREM”

 

Mektubunda içinde bulunduğu durumu ve duygularını anlatan Hürrem Sultan, şöyle devam ediyor:

“Ben Allah’ın yarattığı bu kâinat içinde kaybolmuş birisiydim. Ömrümün baharını sizin mücevher kutunuzdaki bir inci olarak korumanız altında yaşadım. Hasret acısıyla kıvranan ve çektiği ıstıraplar yüzünden perişan olan bu çaresiz kulunuzdan bu değersiz sızlanmaları kabul ediniz. Ben sadece sizin yanınızda huzur bulabiliyorum. Sizin yanınızda olmaktan duyduğum mutluluğu anlatmaya kalemler yetmez. Sizinle birlikte olduğumuz anların hatırası, sizin yanınızda geçirdiğim günlerin anısı, bu miskinin gönlünde hep yaşamaktadır. Hiç olmazsa sizinle yaşadıklarımız, sizinle ortak anılarımız sayesinde biraz olsun teselli bulabilmekteyim. Esen rüzgarlar, çektiğim acıları size ulaştırsa anlarsınız ki kulunuzun durumu feryat ve figan eden bülbül gibidir. Sizden ayrı kaldığımda dermanım, takatim kalmıyor. Kimse acılarımı dindiremiyor. Gamla dolu gönlümü görseniz, ayrılık acısıyla inleyen bir ney gibi hasta ve perişan olduğumu hemen anlarsınız.”

Hürrem Sultan, Kanuni’ye hislerini aktardığı mektubuna, “Sultanım, Padişahım, muhabbet bahçesini andıran güzel yüzünüzün çiçekleriyle bezenmiş dualarımı ve gözünüzün coşku veren şarabıyla dolup taşan övgülerimi, seher vakti hasret köşesinde ah çekenler ve ayrılık diyarında geceleri inleyenlerle birlikte mutluluk yıldızım olan siz sultanımın huzuruna ithaf ederim.” ifadeleriyle başlıyor.

Kanuni Sultan Süleyman (1494- 1566) hepimizin aşina olduğu bir şekilde doğup yaşıyor. Peki ya sevdiği kadın, gönlünü ve gözlerini aşk aleviyle dağlayan kadın nam-ı diğer Hürrem Sultan Roxelane olarak doğup esirken cariye, cariyelikten haseki ve yüzyılların en görkemli imparatorluğuna “Sultan”.

İbrahim Paşa tarafından alınıp geliyor dünyanın merkezi olan şehre. Belki de içten içe biliyordu haremdeki herhangi bir kadın olamayacağını. Hakkındaki rivayetlerden biri babasının Ukraynalı bir çiftçi, diğeri ise Polonyalı bir rahip olduğu. Bir kadın ki şehvetli bedeni, kahkahalarıyla, esirlikten sultanlığa yükselirken vatanından ve ailesinden koparılmasının intikamını da almak istemiş olmalı bilerek ya da bilemeyerek. Kudretli Süleyman’ın kadınlarından biri değil, has kadını olmuştur. Kırk altı yıllık bir hükümdarlığın hükümdarının hükümdarıdır O, nam-ı diğer Hürrem Sultan.

İhtirasları o kadar büyüktür ki esaretinin ve acılarının hesabını da içinde taşıyor olduğundan belki de Gülbahar Sultan ki Kanuni’nin ilk erkek evladının annesidir Sultanlığını sürdürebilmiş, Şehzade Mustafa tahta oturabilmiş ne de İbrahim Paşa’nın sultana yoldaşlığı doğal yollarla sonuçlanmıştır.

Büyük, çok büyük bir aşktır bize kalanlardan anladığımız. Ama tutkular ve geçmişte yaşadıklarımız içimizde çöreklenen anılar, bizim gibi Hürrem’inde peşini bırakmamıştır eminim.